Bocid : Sürahi Boğ, (Boo) *: Mevsimlik bitkilerde birden fazla toplanan hasadın her biri. ...
Çomruk *: Kullanıla kullanıla küçücük kalan. – Saçını oaatlı kestirik ki çomruk kadar kalık. ...
El yüz görgüsü *: Hal ve hareketleri sebebiyle yanındakileri utandıran kimselere denen laf. Emi : Tembih sözü Emişme : Farklı annelerin çocuklarının bir annenin sütünü emmesi. Bu...
Gırabolu, Arabolu *: Arı mumu Gıral ağacı, Kıral ağacı : Akasya ağacı Gıran tuvalet giyinmek, Grand tuvalet giyinmek: Çok şık giyinmek Gıran, Kıran : Salgın Gıran dıkılmak,...
Hırkız : Hırsız Hırp *: Birdenbire, aniden. – Rüzgar hırpadan kesildi. Hırpıdık *: Eskimiş parça parça olmuş...
Kennip, Kernip : Su kabağı. Su kabağı kulplu tas gibidir, tas kısmının üstü kesilir ve maşrapa olarak kullanılır. Kepçelemek *: El ayası karşıya bakacak şekilde bir...
Mızganlanmak *: Uyuklamaya başlamak. – Az bir şey mızganlanmışım. Micaz : İştah. ...
Portaal : Portakal Portmak : Gergin ya da esnek bir şeyin elden fırlaması durumu. Örneğin sapan taşıyla kuşu vurmaya çalışırken gön içindeki taş terazide tutulmaz...
T Taaŋ etmek, Tan etmek *: Geç anlamak, jetonun akla geç düşmesi. (ŋ:ng) Tablı *: Doğru ...
V Varsın köfteli gelen çorbam köftesiz gelsin : Atasözü Vazdahı kaçmak *: Hevesi kalmamak. –...