A : Beyaz
Aaçıl *: Rengi zamanla açılarak beyaza doğru kayan.
Aalençe *: Eğlence
– Çoluk çocoon alençesi olduk.
Aalenmek : Oyalanmak
– Çocoom cip alenme emi: Çocuğum çok oyalanma emi!”
Aame, Ağme *: Kenarları açık, üstü çatılı hayvan barınağı.
– Boon size süt yok bebeler, inaa amenin öğüne baladidim, ölmesice buzaa öklemeee pıttırıp mısandaradan atleep inaa emmiş.
Aatlama *: Ayıklama, seçme, tasnif.
– Fasulye bideri aatliyok: Fasulye tohumu ayıklıyoruz.
Aatlı *: Kadar
– Naatlı: Ne kadar,
– Oaatlı: O kadar,
– Şuaatlı: Şu kadar,
– Buaatlı: Bu kadar.
Abbaa : Beyaz, temiz.
Abbacık : Tertemiz
Abıla : Abla
Abülcünük *: Obur, açgözlü. Görgüsüzce açgözlülük yapan, tutup koparıp yiyip bitiren.
Acaba *: Uzun börülce. Adana’lılar acebek derler.
Acer, Acar : Yeni
Acişmek *: Acıyarak üzüntü çekme hali.
Acımık *: Safra kesesi
Agam : Kendinden küçüklere veya denk yaşlara hitap sözü.
–Bakele agam; hunun fiyatı gaçeedi?
Ağız : Doğum yapmış hayvanın ilk sütü.
Ağmak : Meyletmek, sarkmak, sarmak.
– Acaba fasulyesi, diktiğim tikeçlere ağdı.
Aha, İha : İşte
Ahırmak *: Boğazdaki balgamı sesli bir şekilde tükürmek.
Ahiretlik : Aynı ihtiyar yaşında olmak.
–Gel ahiretlik gel, biddi soluklanda bir iki laf edek.
Ahrap : Akrep
Ahrucu *: En sonunda
Ala cıvcak *: Yazıda yaşayan arapteli büyüklüğünde bir kuş.
Alaf : Ateşin rüzgarla savrulan yakıcı kısmı.
Alatirik : Elektrik
Aligobder : Helikopter
Alo balo *: Kalu bela günü.
Amaki *: Eğer ki
Ammetmek *: Bile bile, kasten, isteyerek yapılan, iyi etmek manasında.
–Neden çetilleri depelediŋiz?
–Ooh ammettim. ( Ooh iyi ettim)
Anarya : Arabanın geri geri gitmesi.
Andaç : Birisine hatıra olarak bırakılan şey, hatıra.
–O küpeler annenden andaç bana.
Andelip : İcat
Andelipli : Durup dururken icat çıkartan.
–Sen de ikide boyl andelip çıkartma ha!
Annig, Annik : Nankör. Kızılan birine topal annig, kör annig derler.
Antirikli : Enteresan, tuhaf insan.
Aŋer, Aner *: Eğer
–Aŋer o çocoo bir pıttır hec işte: Eğer o çocuğu bir bırak hiç işte.
Buradaki “hiç işte” bir tehdit içermektedir. (ŋ:ng)
Aŋereme, Anereme *: Eğer ki (ŋ:ng)
Apağ *: Oturduğu yerden insanlara kendine hizmet ettiren. Apa, mabut put anlamınada gelir.
–Yunus ile Mehmet Can masada yemek yerken habire etraftakilere talimatlar yağdırıyordu "Şunu da getirin, bunu da getirin" diye. Yasemin de onlara siz apağmısınız, dedi.
Aparlör : Hoparlör
Ara sefiye *: Rasgele
Ara sefiye atmak *: Rasgele atmak.
Ara sefiye sıkmak *: Rasgele konuşmak, konuşurken palavra atmak, işkembeden atmak manasında.
Arabolu, Gırabolu *: Arı mumu
Aradan sele vermek *: Ziyan etmek
Arapteli : Arap bülbülü. (Latince: Pycnonotus xanthopygos)
Arek, Eğrek *: Oyalanılan, dinlenilen, yerleşilen yer.
–Keçi areği: Keçilerin dinlendiği korunaklı doğal yer.
–Paşanın Eğreği Yaylası: Paşanın yerleştiği yayla.
Arılım durulum almak *: Gusül abdesti almak.
–Eskiden gusul abdesti alırken : Arılım durulüm, bütün günahlardan arinim, derdik.
Arınmak : Banyo yapmak
Ari büürü : Eğri büğrü
Ari sili etmek : Tertemiz etmek, tertemiz yıkamak.
–Ari sili yudoom ocaglo aynat etmişler.
Ari sili yumak : Tertemiz yıkamak
Ariye gitmek *: Ziyan olmak
Ariye vermek *: Zarar, ziyan vermek.
Arpa çiçeği : Frezya. Hoş kokulu arpacık soğalı mevsimlik bir çiçek.
Asbap : Çamaşır
–Bak hele şu ari sili yudoom asbapları aradan sele verigler.
Asımlı aş *: Domatesle yapılan cıvıkça bulgur pilavı.
Asıriyel : Esrar
Aşır : Aşure
Aşşa : Aşağı
Aşşa ande : Aşağı tarafta
Averen, Ağuveren *: Kertenkeleden büyük yeşil renkli bir sürüngen. Aslında buradaki “A” arapça’da Ağu kelimesinden gelmektedir. Ağu; zekkum, sem, öldürücü zehir demektir. Payas’ta halk arasında Averen’in yılanlara zehir verdiğine inanılır.
Avsın : Efsun
Ayam puharı : Temmuz, Ağustos aylarında çöken buharlı hava. Arapçası “Eyyamı- Bahur” olup en sıcak günler anlamındadır.
Aydınnı : Göçer yörük.
Aydınnı iti *: İri yapılı beyaz renkli çoban köpeği.
Aynat : Tamir edilemeyecek kadar bozulmuş.
–Berber çocuğun saçını aynat edik.
Ayrık otu : Zararlı ve çok güçlü kökleri olan bir bitki.
Ayucu : Ayak ucu
Azgan çiçeği, Azgan dikeni : Dikenli bir maki çalısı.
Azılı bangış *: Domuzun ilk doğan yavrusu.
Azıriyel : Azrail
Azıyet : Eziyet
Aznaşmak *: Küsmek, inatlaşmak, çekişmek.
Azzık : Azık