PAYAS'IN YEREL SÖZLERİ | ||
30/3/2007 - SÖZLÜK EFE
Ebbet * : Salakça kişiye denir. Ebcik : Oyuncak ev. Bkz. Ebcilik. Ebcilik : Evcilik oyunu. Orhun yazıtlarında V harfi yoktur bunun yerine B harfi kullanılır. Dolayısı ile Orhun yazıtlarında Evcik:Ebcik diye, Evcilik:Ebcilik diye okunur. Ebelik otu * : Geniş yapraklı yenebilen bir ot. Eecene, Ecene : İyicene. Eekine, Ekine : İyikine. Eeşimek, Eğşimek * : Yüzünü ekşitmek. Eew : Biri çağırdığında ona verilen cevap. Efil efil : Saç, giysi gibi şeylerin rüzgarda dalgalanmasını belirtir. Kalbin sallanması sallanması içinde kullanılır. Efildeme : Hafif hafif esen rüzgar ve o rüzgarda tatlı bir kıpırdanışı ifade eder. Eğişme, İeşme * : Boy ölçüşmek, yarışmak. Birbirini söz ile çekememe. Şu ufacık çocaa bakele! Beninen ieşiyo. Eğre ağacı, Eyre : Hatay meşesi. (Lat: Quercus pseudocerris) Eh * : Yeter, tamam. Babamla fasulyeleri sırt pompası ile ilaçlayacaktık. İlacı suyla karıştırırken ben suyu yavaş yavaş ilacın bulunduğu tenekeye boşaltıyordum. Babam su seviyesi belirli bir seviyeye gelince “eh” dedi. Eke : Erkekçe. Ekmek çatalı * : Yuka ekmeği haşerelerden korumak için yapılan altı ve üstü çapraz tahta olan 2 metrelik bir direk. Elbiz : Evin tavan ve köşelerinde oluşan örümcek ağları. Elcik * : Esas gülle, misket. Elçim * : Ekin biçerken, ekinin elle tutulan bir tomarı. Elenmek * : Çok üzülmek, üzüntüden kahrolmak. Zeynep karı kötü haberi alışın sabahaça elendi durdu. Elgoca kirriği : Su Çulluğu. (Latince : Gallinoga gallinoga) Elgoca kuşundan daha küçük, gagası ve bacakları uzun, balçakta solucan arayan bir kuş. Elgoca kuşu, Elkoca kuşu * : Çamur Çulluğu. (Latince : Limosa limosa) Elgoç dar dar * : Bilye oyununda söylenen bir söz. Bilye atılırken ayağa değer ise bilyeyi atan; – Hampık der, ayağına değen ise; – Ellgoç dar dar, der. Elinin artığı : Yemek ile ilgili bir söze başlarken söylenen söz. Bu söz aynı zamanda mütevazılığın göstergesidir. Sende bu yemeği iyi yaparsın, canın çekmesin anlamında da kullanılır. Eliin artığı eşgili çorba yabdidik. Ellehem : Herhalde, sanki. Ellengeç : Yengeç. Ellik : Ekin biçerken ekinlerin daha kolay kavranması için parmakların içine geçtiği tahta araç. Elöpen : Kertenkele. (Kertiş, Kertişkelle : Dikenli keler) Emi : Tembih sözü. Emişme : Farklı annelerin çocuklarının bir annenin sütünü emmesi. Bu çocuklar için emişik denir. Bizim Mehmet’le Kadir emişik. Emiye yarama * : Bir şeyi yaptırmak için sürekli yalvartan ve hâlâ da yapmayan. Bak o işi yapacaksan yap artık! Emiye yarayıp durma bana ha! En din * : En uç, en önce, en yüksek. Ahmet : En din ben geldim, Murat : En din din ben geldim, Ahmet : En din din din ben geldim. Ahmet : En dine ben çıktım, Murat : En din dine ben çıktım , Ahmet : En din din dine ben çıktım. Eneeç, Eneç * : Korkunç ve dehşetli bir şey görüldüğünde söylenen söz. Amanin eneeç! Eniklemek * : Salatalık, kabak, kavun, karpuz gibi sebzelerin çiçek açtıktan sonra meyveye geçtiği evredir. Ürün daha 1 cm civarındadır. Enkiş ünküş * : Özenilmeden, isteksizce yapılan işi beğenmeme karşısında söylenilen söz. Necimiş o!. enkiş ünküş! Epi : Epey çok, hayli. Epice : Epeyce, haylice. Eriŋgeç, Eringeç : Üşengeç. (ŋ:ng) Eriŋmek, Erinmek : Üşenmek. (ŋ:ng) Essah mı : Sahi mi. Esya, Eskiya : Ucu yanmış odun parçası. Ese’den türemiştir. Payas’lılar esya ile sigara yakmayı çok severler. Eşek muzu, Eşşek muzu : Yerli muz. Meyvesi normal muz meyvesinden daha kısa ve tombuldur. Tadı ise hafif ekşimsidir. Eşgere, Eşkere : Rast gele, öylesine, apaçık. Aşikareden türemiştir. Eşgere sölüyom: Rast gele, öylesine söylüyorum. Eşgere atmak, Eşkere atmak * : Lafları işkembeden atmak. Eşgi : Ekşi Eşgili çorba, Ekşili çorba : Bulgur, yeşil fasulye, patlıcan, kabak, salça, kuru nane, nar ekşisi ile yapılan sulu bir çorba. Eşmek : Kazmak. Eşşek cıllavığı, Eşşek cırlavığı * : Ağustos böceğinin daha büyüğü ve gümüşî renklisi. Et keseri : Satır. Evelkoon, Evelkon * : Evvelki gün. Evermek : Evlendirmek. Evildenmek * : Canlıların canlanmaya, büyümeye başlaması. Dutu suliyeşin biddi evildenmeye başladı. Evlek : Dönümün dörtte biri. Evraç, Evrağaç : Yuka ekmek, bazlama pişirmeye (evirip çevirmeye) yarayan tahtadan yapılma yassı kürek. Evmek, Ewmek: Acele etmek. (İvediden gelebilir.) Eya kemo : Eğe kemiği. Ezim ezim ezilmek : Çok utanmak, mahçup olmak, yüzüne bakamamak. F
Fakı otu * : Papatya. Fanfaz * : Şaka yapılarak vakit geçilen, oyalanmak için şaka yapılan, makaraya alınan salakvari tip. Kayseri'de Fanfar derler. Fasiliye : Fasulye. Fatmalı çiçeği : Uzun ince bir çiçek. Boyu 2 m. Çiçekleri pembe japon gülünü andırır. Çoçuklar çiçeklerinin yapraklarını yüzlerine yapıştırıp horoz yaparlar. Fayton arabası : Lastik tekerlekli at arabası. Felfecir : Beklenmedik bir andaki olay karşısında gözlerin dört açılması. Felhan yer : Tabanı nemli toprak, ekilebilir toprak, verimli kırmızı Akdeniz toprağı “terra rosa”. Kavunu felhan yere ekerler. Fellah köftesi : Bulgurdan yapılmış, basık bilye şeklindeki hamurlar ile ıspanakla pişirilen salçalı ve sulu bir çorba. Feta vermek * : Fatiha duası okuyup hediye etmek. "Feta" Osmanlıca'da Fidye anlamındadır. Özellikle mezarlıktan geçerken "Bir feta verelim" deriz, yani fidyemizi/borcumuzu verelim anlamında. Fıldırmak : Fırlatmak. Ortalıkta neadar şar şakıldak varsa fıldırıp attım! Fıncıtmak : Fırlatmak. Hindi fıncıttım oldum ha!: Şimdi fırlatmak üzereyim ha! Fırıldak : Rüzgar gülü. Fısdan : Fistan. Fısmak *: 1. Tek atağın topuğu üzerine çöküp hemen kalkmak. Bazı halk oyunların bir kısmında davulun tokmağı her vuruşunda bu yapılır. 2. İçi hava dolu bir cismin havasının boşalması. Fış fış : İçi boş boş. Filkete : Çengelli iğne. Fink atmak * : Koyun, keçi gibi hayvanların aniden zırlayıp havada geriye çifte atması. Fino : Köpek yavrusu. Firik * : Kayısı, erik, şeftali, yenidünya gibi meyvelerin küçük yeşil hali. Fol : Üzerine ip sarıldıktan sonra ipi çekerek yerde döndürülen, ucuna ucu sivri çivi çakılan tahtadan yapılmış oyuncak (topaç). Fol, Folluk : Yalancı yumurta. Fors atmak : Hava atmak. Forti * : Bilye oyununda daire merkezi. Frez cıllavuğu, Ot cıllavığı * : Ağustos böceğinin küçük bir cinsi. Fulya çiçeği, Ful çiçeği : Arap yasemini. Boyu 2 metreyi bulan kat katlı beyaz çiçekler açan bir çiçek. (Lat: Jasminum sambac)
|
Son yazılarım• YENİ KELİMELER• SÖZLÜK A • SÖZLÜK B • SÖZLÜK C • SÖZLÜK ÇD • SÖZLÜK EF • SÖZLÜK G • SÖZLÜK H I • SÖZLÜK İJKL • SÖZLÜK MNO • SÖZLÜK ÖPR • SÖZLÜK SŞ • SÖZLÜK TUÜ • SÖZLÜK VYZ • PAYAS RESİMLERİ • PAYAS RESİMLERİ 2 • DEYİMLER Tekerlemeler • PAYAS İSMİ • SKEÇLER • PAYAS'IN KUŞLARI KategorilerArkadaşlarım• Blogcu Yardım |
|