PAYAS'IN YEREL SÖZLERİ | ||
30/3/2007 - SÖZLÜK MNOM
Maarse : Meğerse. Macir : Muhacir. Mahana : Bahane. Her şeye bir mahana bulmasan olmaz sanki. Mali hülle : Parasal düş hülya kuran. Mandalin : Mandalina. Mang olmak * : Şok olmak. Eee! Çocuk mang oldu. Mas : Ağır, yavaş adam. Mas mas bakma * : Bön bön bakma. Masıs : Mahsus, yalancıktan. Masıs yapiyom bakim napıcı? Masıscıktan : Yalancıktan. Maşdala * : Sebze fidanı. Maşrapa : Saplı tas. Mavra : Plavra, yalan. Mavra sıkmak : Palavra atmak. Maya gibi, Mayaamo : Genç ve şişman kadın. Melam : Merhem. Memek : Göğüs. Hambelis küpelis hikayesinden; Bir memamda ot getirdim, Bir memamda süt getirdim, Açın yavrılarım ben geldim. Memeklik * : Sütyen. Mendebur : Gıcık, suratsız ve ota-boka huysuzlanan kişiler için kullanılabilecek sıfat. Mercan çiçeği : Gövdesi ve yaprakları yeşil renkli süpürge çalısı şeklinde, çiçekleri kırmızı ve boru şeklinde nektarlı bir saksı çiçeği. Merdifan : Merdiven. Merteg, Mertek : Uzun ve düzgün dal, uzun kalas. Meses : Çift sürerken öküzün ilerlemesi için kullanılan ucu demirli uzun değnek. Meyirsek : Çoçuğuna aşırı düşkün hal. Meymenetsiz : Uğursuz, suratsız, kılıksız, huysuz. Mezellig : Mezarlık. Mezer : Mezar. Mıç * : İyice olgunlaşmış meyve. Off! İncire bak mıç gimi oluk. Mığrıbı : Cinle uğraşan. İstenilen şeyi mahsus yapmayan. Seni mığrıbı seni. Mıhlı : Kavun, karpuz, domates gibi bitkilerin iç kabuklarında görülen sert ve koyu renkli bir mantar hastalığı. Mıkrıs : Cimri. Mıllıklanmak * : İşkillenmek, şüphelenmek. Mırrık : Genç, çaylak erkek. (Bu Payas’ta kullanılıyor mu?) Mızganlanmak * : Uyuklamaya başlangıç. Az bir şey mızganlanmışım. Micaz : İştah. (Bu kelimeyi araştırmak lazım) - Hec micazım kalmadı. Minnig * : Kedi yavrusu. Minnig, Minnik : Minik. Mintan : Gömlek. Mitil : Kılıfsız yatak yorgan. Moddag, Moddak * : Portakalın olmamış meyvesi. Meyvenin çapı 2 cm’den büyükse moddak, küçükse tombak denir. Morcukmak * : Renkli çamaşırın renginin açılarak ala bula olması. Motti * : Üst üste olan yuvarlak taşların yine taşlarla devirmek suretiyle oynanan çocuk oyunu. Motur : Traktör. Mozzak * : İncirin olmamış meyvesi. Muhanet : İyilik, yardım sevmeyen. Niye muhanet ediyon kine? Mukayet : Korumak, gözetmek, sahip çıkmak. Murt : Yaban mersini. Musandara * : Bahçeye traktör gibi geniş araçların girmesine izin veren iki tarafı yarım merdiven şeklinde, merdivenler arasında 3-5 tane sürağaç (mertek) bulunan bahçe kapısı. Muşamba : Sera nylonu. Müddehemleşmek * : Salaklaşmak, ebbetleşmek, kafası durmak. Müs, Müş * : Kaysı, erik gibi meyvelerin gövdelerinden akan tatlı jöle. Ayrıca incir meyvesinin göbeğinde de bulunur. N
Naakıt : Ne vakit. Naamı * : .....benzer bir şey. Galem gimi naamı: Kaleme benzer bir şey. Naataça * : Ne vakte kadar. Naatlı * : Ne kadar. Naatucuŋ, Natucun * : Ne yapacaksın. (ŋ:ng) Nalça : Ayakkabı topuğuna çakılan demir. Nalça çeken otu * : Bir tür ot? Nalın : İşlemeli takunya. (Kadınlar kullanır) Napöyn : Ne yapıyorsun. Nassıŋ, Nassın : Nasılsın (ŋ:ng) Natır * : Kalın kazık. Natiyön : Ne yapıyorsun. Navruz : Nergisgillerden hoş kokulu sonbaharda açan soğanlı bir bitki. Naylon : Traktör römorku. Ne anne * : Ne tarafta, ne yanda. – Ne anne gitti? – Ne tarafa/yana gitti? Ne has : Hayret anlamında kullanılan söz. Hiçbir bahanesi yokken uzun süre gelmeyen birine “Ne has gelmiş” derler. Ne şaal : Ne şekil, ne biçim. Ne şaalmış o?: Ne biçimmiş o? Neci : Ne gibi. Neciimiş o!: Ne gibiymiş o! Nedii * : Ne diye. Nediin * : Ne için. Neediciŋ, Nedicin : Ne edeceksin. (ŋ:ng) Nekes : Eli sıkı, pinti. Nem neşaal * : Ne şekil, acayip. Sasoomu namı nem neşaal bu?: Sası gibi ne biçim bir şey bu? Nencaaz * : Ne kadar az. Nennaaccık * : Ne kadarcık. Nereŋ ariyö : Neren ağrıyor. (ŋ:ng) Neşgil * : Ne şekil. Netamet : Neterek * : Her şeyden nem kapan. Nevlü dönük * : Suratın bembeyaz olması. Nici * : Nereye. Nici oluk ya!: Nereye kaybolmuş ya! Nince * : Birden. Nince vurunca çocuk uğundu. Niş : Nişasta. Nur doğdu * : Gökkuşağı doğdu. O
Oakıt * : O vakit Oataca * : O vakte kadar. Oataca naatucuŋ orda?: O vakte kadar ne yapacaksın orda? Oatlı * : O kadar. Oba : Yabancı. Ocaglıg, Ocaklık : Mutfak. Oflaz : Bir tür fasulye. (Öte yüzde) Oglaa, Oklaa : Oklava. Okuntu : Düğün davetiyesi yerine geçen hediye. Okuntuluk : Okuntu eşyası. Oldacı * : Beslemeye elverişli mal. Oma : Kalça kemiği. Omusilli : Güzel, temiz, değerli, ahlakı güzel. Omusilli çocoo aradan sele verikler: Ahlakı güzel çocuğun ahlakını bozup, çocuğu ziyan etmişler. Omusilli yudoom asbapları ariye verikler: Tertemiz yıkadığım çamaşırları ziyan etmişler/kirletmişler. Ondan kelli : Ondan sonra. Ooke : Öfke. Bir ookenen geldi. Oolen : Öğlen. Oollamak * : Çalmak, hırsızlamak. Oollamak belki de Oğullamak/Oğul vermek kelimesinden gelmiştir. Oğul vermek arılarda görülüp, kovandan ayrılıp çoğalma anlamına gelir. Zaten Oollamak kelimesini genellikle çocuklar kullanır. Çocuklar; Haydi portakal/erik/incir oollamaya gidelim derler. Payas’ta eskiden incir kimin bahçesinden olursa olsun yemek serbesti ve helal sayılırdı. Belki 300-500 yıl önce nüfus çok az iken kim bilir bütün meyveler helal sayılıyordu. Zira Payas meyve bakımından çok zengin bir yer, öyle ki meyveler hış gimi tutar da sergen olur. Bu yüzden başkasının bahçesinden yenen meyveler için Oollamak/Oğullamak kelimesi kullanılmış olabilir. Tabi ki bence. Oosürük, Üyosürük : Öksürük. Oosüz, Üyosüz : Öksüz. Oŋarmak, Onarmak * : Tecavüz etmek. (ŋ:ng) Ortanca : Taşkırangillerden, kırmızı, pembe veya mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi (Hydrangea hortensia). Ortanca aynı zamanda latince bir kelimedir. Osaŋmak, Osanmak : Usanmak, zorsunmak. Osaŋdım bu herifin elinden. (ŋ:ng)
|
Son yazılarım• YENİ KELİMELER• SÖZLÜK A • SÖZLÜK B • SÖZLÜK C • SÖZLÜK ÇD • SÖZLÜK EF • SÖZLÜK G • SÖZLÜK H I • SÖZLÜK İJKL • SÖZLÜK MNO • SÖZLÜK ÖPR • SÖZLÜK SŞ • SÖZLÜK TUÜ • SÖZLÜK VYZ • PAYAS RESİMLERİ • PAYAS RESİMLERİ 2 • DEYİMLER Tekerlemeler • PAYAS İSMİ • SKEÇLER • PAYAS'IN KUŞLARI KategorilerArkadaşlarım• Blogcu Yardım |
|