PAYAS'IN YEREL SÖZLERİ | ||
30/3/2007 - SÖZLÜK SŞS
Sabana, Sabaana : Sabahleyin. Sabı : Sabi. Saçı saŋlı, Saçı sanlı * : Saçında bir tutam beyazlık olan. (ŋ:ng) Sadır otu * : Süpürge yapımında kullanılan bir ot. Sah : Sahi. Sahan : Geniş oval kap. Sahan tası : İçine 3-5 litre sıvı alabilen derince bir kap. Sahden : Sahiden. Saher * : Belki, belki öyledir. Sakalı saŋlı, Sakalı sanlı * : Sakalında bir tutam beyazlık olan. (ŋ:ng) Sakırga : Kene. Sakızlık : Menengiç ağacı. Salma : Çatılarda kullanılan ağaç Samra * : Aşırı nemin yoğuşarak yağması. Sarı bülbül : ? Sarıbaş ötlüğü : Karabaşlı ötleğenin dişisi. Başı sarı renklidir. (Latince: Sylvia atricapilla) Sarıomar * : Sarı renkli akrep. (Siyah akrepten daha zehirlidir) Sarmiçi * : Kısır yemeği. Sası : Çürük, kokuşmuş gibi kokan. Satı, Satın : Zaten. Savan : Pamuk ipliğinden yapılan yer sergisi. Say * : Taşlı zemin. O toprağın altı say. Seğirme : İnsan vücudunda bir yerin kontrol dışı hareket etmesi. Sehen : Metal tabak. Seklem * : Keçe çuval. Ancak Payas’ta % 75-80’i dolmuş çuval için kullanılır. Sele : Yayvan sepet. Semerik * : Hastalıktan eser kalması, maraz. Sergen * : Yere dökülmüş, yayılmış. Seyip : Sahipsiz. Sıfat, Sufat * : Surat, yüz, çehre. Sığıncıkmak, Sııncıkmak, Sıncıkmak * : Sabırsızlanmak. Sıkıncık * : Sıkı olan. Tıknaz ve kısa boylu bir keçi eğer etli ise; Onun eti sıkıncık olur, derler. Sıkırcım vermek : Tehdit veya tembih tarzında emir vermek. Sıkırcımı verişin sus pus oluverdi. Sıklat hava : Aşırı nemli hava. Bugün hava sıklat. Sıklat oldum * : Nemli havalarda vucudun ter içinde kalması. Sıkmaç : Çiğ köftenin mercimek ve patetes ile yapılanı. Sırtı çalmak * : Sırtı sabunlamak. Sıtırlı * : Güzel ahlaklı, iffetli, namuslu. Bütün çocuklarımı sıtırinen everdim. Sıttım sıyrıldı, Sıtkım sıyrıldı : Bir işten soğumak, gına gelmek, sıkılmak. Sıvaşlamak * : Birinin sırtını veya başını okşama. Sıvışmak : Tüymek, aradan usulca kaçmak Sıya, Siya taşı : Parlak ve beyaz renkli, etrafı dantel ile çevrilip bebeklerin kıyafetine asılan nazarlık. Siddaşe * : Efelenen, horozlanan kişiye denir. Siğme * : Teke, boğa, koçun, dişisinin kızışıp kızışmadığını dili ile test etmesi. Singil atan, Siğil atan * : Kurbağa. Sini : Yerde yemek yemede veya içinde değişik işler yapılan büyük tepsi. Şirpeden, Şirpedenek * : Birden bire, hızlı bir şekilde. Siyek : Çatı saçağı. Yamır yağışın siyekten gederim. Soğukluk otu : Semizotu. Sokmuk * : Soku taşı : Dibek taşı. Sokum : Yuka ekmek, darı bazzaması veya bazzama içine peynir, zeytin vb. konarak hazırlanan dürüm. Somak, Sömek : Koçan. Darı somağı: Mısır koçanı. Somurgaç : Yerli portakalın elle yumuşatılmış haline denir. Yumuşatılan portakalda bir delik açılır ve buradan somurulur. Sookenmek, Soğkenmek, Söykenmek * : Dayanmak. Soomek : Söğmek. Soyak * : Tatlı suda(çayda) oyananan kovalamaca türü bir oyun. Soyka : Ölü insan kıyafeti. Soyka kalasıca. Soypantı * : Kötü söz. Soypantı! Nedii çıkmıyö hindi bu et keseri. Sozalmak * : Büzülerek buruşmak, sönmek. Söbe : Oval. Söfür : Sahur. Söm söm bakmak * : Bön bön bakmak. Sömelek : Kundakdaki çocuk için kullanılan bir kelime olabilir. (Araştırmak lazım) Stara : Giyim ile ilgili, stil. Starasından da yanına yaklaşılmıyor. Sufra : Sofra. Sulaklık * : Bulaşık yıkanan yer, lavabo. Sulfata : Okaliptüs. Sumsuk, Zumzuk : Yumruk. Sunmak, Suğunmak * : İtin saldırması. İt suundu. Suvan : Soğan. Sülüg, Sülük : Salyangoz. Sümsür : Sümkür. Sümsürük : Sümük. Süngüç : Küçük karış, baş parmak ile serçe parmak arasındaki mesafe. Sünüberi : Patlıcan ve mercimek ile yapılan bir yemek. Süraaç, Sürağaç * : Gabsalıktaki uzun mertekler. Süsmek : Kafa ile tos vurmak Süsüşmek : İki canlının birbirlerine kafa ile tos vurması. Süzülmüş incir * : İyice olgunlaşmış ve dış kabuğu buruşmaya başlayan incir. Ş
Şakıldak : Gereksiz eşya. Ortalıkta neadar şar şakıldak varsa fıldırıp attım! (Meydanda ne kadar işe yaramaz eşya varsa toplayıp attım) Şaplak : Alkış. Şaşırtma : Marul gibi fidanların, (maşdalaların) yerinden alınıp asıl büyüyeceği yere dikilmesi. Şeblek * : ? Şu yastığa bakın aynı şeblek gibi oluk. Şeggen * : Çekirge. Şeggenleme * : Tek ayak üzerinde sekme. Şeklaban : Şaklaban. Şeleg, Şelek : Sırtta taşınan çalı, yakacak odun. Üstümden bir şeleg yük kalktı: Çok kaygılandığım bir olay çözüldü. Oğlu üniversite sınavını kazanınca babası: “Üstümden bir şeleg yük kalktı” dedi. Şımşırmak * : Hapşurmak. Şın, Şin eki : ca, ce, ise ekini verir. Varışın : Varınca. Gelişin : Gelince. Öliyeşin : Öyleyse. Şifan : Yulaf . Şillevik * : Çağlayan. Şimşiltmek * : Bir şeyin ucunu sivrileştirmek. Şire : Tatlıdaki sıvı. Şirincelik : Nişan tatlısı töreni. Şivi * : Yavaş. (Arapça’da şevayi) Şivşik, Şivşek * : Çapraz. Şor : Dedikodu. Şorcu : Dedikoducu. Şoriye : Şuraya. Şum tutma : Uğursuzluk sayma, şum aslında şom’dan gelir. Şom ise uğursuzluk anlamındadır. Biz ondan şum dutarık. Şumsunma * : Uğursuzluk sayma. Üç ertesi asbap yudum üçünde de çoçoomun kafası yarıldı, ondan keri ertesilerde asbap yumadan şumsunurum: Üç ertesi çamaşır yıkadım üçünde de çocuğumun kafası yarıldı, ondan sonra ertesilerde çamaşır yıkamayı uğursuzluk sayarım. Buradaki ertesiden kast, sonu ertesi ile biten günlerdir.
|
Son yazılarım• YENİ KELİMELER• SÖZLÜK A • SÖZLÜK B • SÖZLÜK C • SÖZLÜK ÇD • SÖZLÜK EF • SÖZLÜK G • SÖZLÜK H I • SÖZLÜK İJKL • SÖZLÜK MNO • SÖZLÜK ÖPR • SÖZLÜK SŞ • SÖZLÜK TUÜ • SÖZLÜK VYZ • PAYAS RESİMLERİ • PAYAS RESİMLERİ 2 • DEYİMLER Tekerlemeler • PAYAS İSMİ • SKEÇLER • PAYAS'IN KUŞLARI KategorilerArkadaşlarım• Blogcu Yardım |
|