PAYAS'IN YEREL SÖZLERİ | ||
30/3/2007 - SÖZLÜK TUÜT
Taaŋ etmek, Tan etmek * : Geç anlamak, jetonun akla geç düşmesi. (ŋ:ng) Tablı * : Doğru. Tablı dur çocuk ha! Tagda : Tahta. Tahra : Metal, orak şeklinde (orağa göre daha geniş açılı ve kalın) ağaç dalı ve benzeri şeyleri kesmeye yarayan alet. Tahra gibi, Tahraamo : El, ayak veya yüzün aşırı soğuktan üşümesi. - Gel yavrım gel! Elini biddi ısıd. Bakın hele hunun ellerine tahraamo olug. Talabulus * : Payas’ta yerli portakal. Talama * : Canlı bir varlığın, bir yüzeyi yavaş yavaş sararak kaplaması. Bir bitkinin, bir yüzeyi yavaş yavaş sarması gibi. Bir yaranın, vucudun bir bölümünü kaplaması gibi. Sarmaşıklar ağacın her yerini talamış. Amaniin! Garınçalar sulakloon her yerini talayıklar. Tamaŋ, Taman : Belirli bir anlamı olmayan, hani, hani ya, galiba, sanırım, az önce, demin, vallahi gibi sözcüklerin yerine kullanılan belirteç. (ŋ:ng) Kele agam sen benim yanımda hakiyetlisin taman. Tap * : İki sulama arkının arasında kalan toprak. Bir tap fasülye. Tap tapa getirmek * : Karşı karşıya getirmek, denk getirmek. Tapar etmek * : Darmadağın etmek. Bir şeyden az az koparıp onu işe yaramaz hale getirmek. Sıçanlar dutu tapar edikler. Tarlı taplı * : Tertipli düzenli. Tas gimi olmak * : İncirin iyice irileşerek olgunlaşması. Off! İncire bak! Tas gimi oluk. Tatava * : Giyimle ilgili hava. Şunun tatavasından, starasından geçilmiyor. Tatilemek * : Bebeğin ilk yürümeye başlaması. Tavsır : Tasvir. Resim. Güzel bir kız için “Tavsır gimi gız” denir. Tavsır gimi * : Kızın çok güzel olduğunu ifade eder. Tembeliç * : Tam dolmamış çuval. Tebelleş olmak : İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmamak, gitmemek, musallat olmak. Tecirli * : Suyun eli yakacak derecede soğuk olması Teh * : Bir şeyi beğenme, imrenme sözcüğü. Teh! Ne güzel olmuş. Tekeş, Tekiş * : ? Elim tekeş tekeş oldu. Tekişgen * : İçi dolu ve sertleşmiş köklü yara. Teleme : Koruk ve tuzla yapılan bir yiyecek. Koruk ve tuz sık telli bir elekte zıplatılarak elenir, bu esnada; Tel tel teleme, Tel üstünde eleme, denir. Teleme : Yeni sağılmış sütün içine incir sütü damlatılarak kesilmesiyle elde edilen yoğurt kıvamında yiyecek. Tellik : Takke. Telmin * : Sarmaşık, asma gibi bitkilerin tutunma organı. Temra : Yüzde ve vucutta oluşan kırmızı lekeler şeklindeki bir deri hastalığı. Okunur veya lekenin etrafı tükenmez kalemle çizilirse geçer. Temsil : Örnek. Tenek * : Tane. Bir tenek. Tengerlenmek : Dairesel metal eşyanın yuvarlanması. Tengri : Tanrı. Tengri canıŋı ala. Tentene : Dantel. Tepsermek : Kurumaya başlamak, suyunu çekmek. Salça tepsirince içeri getir. Teresemek * : Terden ve sıkıntıdan fenalık gelmek. Tergemek : Bir huyu, bir alışkanlığı bırakmak. Tes tekerlek * : Teker gibi yuvarlak olan. Tesbi ağacı : Makigillerden bir ağaç. Tesbih ağacı. (Lat: Styrax officinalis) Teş : Bakırdan yapılma büyük kap. Teşde bulgur, belben, düğün yemekleri pişirilir. Teşgere, Teşkere * : İnşaat malzemeleri taşımada iki kişinin kullandığı dört saplı ahşap bir alet. Tevir : Çeşit, şekil. Ne tevir bir şeymiş bu. Teze : Taze. Teze yağı. Tezelden gediver : Çabucak gidiver. Tıbbıç, Sürk * : Çökelek, baharat, biber salçası, kekik karışımının kurutulması ile elde edilen bir tür peynir. Tıbbışlamak * : Birinin sırtına severcesine hafifçe vurmak. Tıbık : Kuş avlamakta kullanılan yapışkan sürülmüş çubuk. (www.secereler.net TCDD adlı üye) Tıh * : Üzüm tanesi. Tıngır elek : Issız ev. Tınmak : Aldırmak. Hiç tınmıyor. Tınsırmak * : Burundaki pisliği çıkarmak için burna “hıh” diye tazyik vermek. Tırık * : Termes meşesi. Yaprakları dikenlidir. Ekseri çalı şeklinde olur, nadiren ağaç olur. (Lat: Quercus coccifera) Tırp, Tırpadan * : Yukarda asılı bir şeyin aniden düşmesi. Tırşıma * : Kabararak ekşime. Yoğurt, hamur bu şekilde ekşir. Tıslaya tıslaya gelmek : Yavaş yavaş zorlanarak gelmek. Tifmek * : 1. Tel tel parçalara ayırmak. 2. Yemeğin içindekileri çatalla ayıklayarak istemeye ietemeye yemek. O yemeği tiftip durma ha! Tikeç * : Ucu çatallı çubuk. Eğilen meyvelerin desteklenmesinde kullanılır. Tikmek * : Gaga. Tikmeklemek * : Gagalamak. Timlik, Tilmek * : İlmek. Tiniyetsiz : Karaktersiz. Tiniyet, “tıynetten” türemiştir. Tiriŋgayaz, Tiringayaz, Tangayaz * : Gece gökyüzünün apaçık olması. Öte yüzlüler çinkayaz derler. (ŋ:ng) Titiroglu * : Titreyip duran. Titiroglu fol * : Titrek, yalpa yapan topaç. Tiyek : Asma yaprağı. Toga, Toğga, Tooga, Toyga : Ayranın devamlı karıştırılmak suretiyle pişirilmesi ve piştikten sonra yine karıştırılarak soğutulması ile yapılan yemek. İçine un, pirinç, taze nane, mevsimine göre kabak (Kabaklı toga), ıspanak konur. İsteğe göre içine dışı bulgurdan içi soğandan köftede konur (Köfteli toga). Tokaç : Çamaşır yıkamada kullanılan, baş tarafı oval saplı bir alet. Bununla çamaşır, kilim gibi eşyalar dövülerek yıkanır. Tokanak daşı * : Herkesin gelip geçip değdiği taş. Tokanak daşoomu herkiş yarama değiyor. Tom olmak * : İçi ham, dışı olmuş. Tom sözlü * : Sözünü esirgemeyen. Tombag, Tombak * : Bilye şeklinde olan. Dağdağan tobmağı. Tombalak kafa : Makina traşı olan yuvarlak kafalı çocuklar için kullanılır. Tomson : Vaşington portakalı. Topaç balığı : Kurbağanın erginliğe ulaşmadan önceki hali (suda yaşayan). Tort * : Sırılsıklam. Tortum çıktı * : Sırılsıklam oldum. Tosbağa çiçeği : Boyu 1 m beyaz çiçek açan mevsimlik bir ot. Töreme : Üreme, türeme. İnsan insandan, hayvan hayvandan törer. Tulug : Tulum peyniri. Tulug gimi olmak * : Yiye yiye şişmek. Turaç : Bir tür sazlık kuşu. Turaç kuşu turaç yerde yaşar. Tus tuvalak * : Yus yuvarlak. Tusbaa anahdarı * : Asma kilit. Tusbaa, Tosbağa : Kaplumbağa. Tutacak : Sıcak tencereyi tutmaya yarayan iki adet el büyüklüğündeki bezin birbirine iple bağlı kalın bez. Tuturuk : Turunç meyvesi gibi tadı olan. Tuvallak : Yuvarlak. Tuvallanmak : Yuvarlanmak. Tüyüm : Düğüm. U Ufra : Sofradaki kırıntılar. Uğrun : Habersiz. Uğrun pıs * : Herkesten gizlenerek saklanarak yapılan iş. Ulmak : Çürümek. Urruk kuşu, Urrug kuşu * : Arı kuşu (Latince: Merops apiaster) Resmini örmek için “Payas’ın Kuşları” bölümüne bakınız. Urtmek, Uğurtmek : Soğanlı bitkilerin tepesinde çıkan tohum borusu. Urup : Çeyrek. Urusbay : Rüsva. Usdurup * : Akıllı, edepli, doğru, tablı. Usduruplu dur: Akıllı dur. Usduruplu otur: Edepli otur. Uşag, Uşak : Hitap sözcüğü. Uşluklamak * : İpliği iğneye geçirmek. Uunmak, Uğunmak : Ses çıkaramadan kıvranmak, acı çekmek. Ü
Üçoon : Üç gün. Üçoon oldu daha gelmedi. Üdürgo * : Çabucak. Üdürgomu gider. Buradaki üdürgo bir hayvan olabilir. Üleş : Leş. Ünlemek : Seslenmek. Ütelemek : Bir şey üzerindeki kıl veya tüyün ateşte yakılması. Yolunmuş tavuğun kalan tüyleri ateşte ütelenir. Ütmek : Kumarda yenmek.
|
Son yazılarım• YENİ KELİMELER• SÖZLÜK A • SÖZLÜK B • SÖZLÜK C • SÖZLÜK ÇD • SÖZLÜK EF • SÖZLÜK G • SÖZLÜK H I • SÖZLÜK İJKL • SÖZLÜK MNO • SÖZLÜK ÖPR • SÖZLÜK SŞ • SÖZLÜK TUÜ • SÖZLÜK VYZ • PAYAS RESİMLERİ • PAYAS RESİMLERİ 2 • DEYİMLER Tekerlemeler • PAYAS İSMİ • SKEÇLER • PAYAS'IN KUŞLARI KategorilerArkadaşlarım• Blogcu Yardım |
|