PAYAS'IN YEREL SÖZLERİ | ||
30/3/2007 - SÖZLÜK VYZV
Verevin, Verevine * : Köşeden köşeye, çapraz. Vergidi * : Gidip gelme. Vıccıklamak : Cıvık hale getirmek. Vıccılıg, Vıccılık, Vıccırık * : Cıvık. Vıccırığı çıkmak : Bir şeyi özellikle meyva ve sebzelerin ezilmesi. İncirlerin hepinin vıccırığı çıkık. Vıddırıvızzık : İşe yaramaz. Vıllıklamak * : Hayalarla oynayıp durmak. Oceyn batmiye, vıllıkliye vıllıkliye bir hal oldu: Ocağın batmaya, hayalarıyla oynaya oynaya gına geldi. Vıykırmak * : Tiz bir sesle avazı çıktığı kadar bağırmak. Genellikle çocuklar vıykırır. Y
Yaamır yayöö : Yağmur yağıyor. Yaba : Dirgen. Sap ve ot kaldırmada kullanılan alet. Samanı patosa atarken kullanılır. Yağlık : Mendil, baş örtüsü veya temiz bez. Bir tekerleme; Oooooooo, İsmailin bıçağııı Elimi kesti Kan çık-tı, kan çık-tı Nedelim, nedelim Yağlık getirin s-ile-lim, si-le-lim. Çim-diik. Yakaan, Yakağan * : Tatarcık sineği, sivrisinekten küçük bir böcek. Akşamları çıkar ve deriye değen yeri yakar ve kaşındırır. Yammak * : Bükmek, eğmek. Yannıg, Yannık : Yayık. Yantiri : Yan yan giden. Ellengeçler yantiri gider. Yapıg : Yapağı. Yapıglı : Saçını taramayıp saçları yapağı gibi olan. Saçı kirli olan. Yar : Uçurum. Yarıŋ annı, Yarın annı * : Uçurumun kenarı. (ŋ:ng) Yarpız : Yabani nane. Yartmaç gibi * : Ellerin ve ayakların aşırı iri, kalın olması. Yas yabalak * : Ayağında bir şey olmayan. Ayacoo yas yabalak: Ayağı çırıl çıplak. Yavsılı * : Çok iri, çok ağrılı ısırığı olan bir sinek türü. Özellikle çay kenarında olur. Kara sineğin yaklaşık 10 kat büyüğü de denebilir. Yaykalamak * : Bulaşığın durulanması. Ari sili yudum, yaykaladım. Yazı : Ekim yapılan düz arazi. Yekinmek : Doğrulmak. Yelpik : Boğaza takılan balgam, tükürük gibi sulu şeyler. Boğazıma yelpik takıldı. Yemeni : Yerli çarık. Yemişgen otu * : Tadı ekşimtırak çiçekleri menekşe renginde olan bir ot. Yeeni, Yeğni : Hafif. Yenicik, Yeğnicik : Çok hafif. Yeŋidüüne : Yenidünya. (ŋ:ng) Yeŋişden, Yenişten : Yeni baştan. Sil baştan. Tekrardan. Yeniden yenişmek. İki çocuk oyun oynarlar, önce biri sonra diğeri yener. Son yenilen zıllıkır ve; -“Ben bunu saymiyöm” der. Öbür çocukta: -“Öliyeşin bende bunu saymiyöm” der. İkisi birden: -“Öliyeşin yeŋişden oyniyek” der. (ŋ:ng) Yesyeni : Yepyeni. Yetenek * : Henüz yetmemiş meyve. Yıkık : Harebe, ören. Yılan paklası otu * : Yazılarda yayvan bir şekilde yayılan meyvesi yenen ve küçük bezelye şeklinde mevsimlik bir bitki. Yılık : Şaşı. Yılışmak : Sırıtmak. Yılmak : Usanmak. Yımırta : Yumurta. Yımışacıg : Yumuşacık. Yımışag : Yumuşak. Yımışmak * : Gözlerini kısmak. Yıraak ola : Uzak ola. Yirmek : Bir şeyi uzun ve ince olacak şekilde dilmek. Yiteklemek : İteklemek. Yitmek : İtmek. Yog bre : Yok ya anlamında. Yoğurt çiçeği : Papatya. Yol : Kez, kere, defa. Biyol: Bir kez. İkool: İki kere. Üçool: Üç kere. Aslında “yol” kelimesi Payas’ta yalın haliyle kullanılmaz. Bunun yerine iki yol (ikool), üç yol (üçool) kullanılır. Yolug, Yoluk : Sevimli küçük çocuklara denir. Seni yoluk seni. Yumuklamak * : Çiçeğin açmadan önce tomurcuk vermesi. Portakallar yumuklamaya başladı. Yonnug, Yonnuk * : Dinlenme. Dur bi yonnug alimde gelirim. Yonnuglaşmak, Yonnuklaşmak * : Bir onun bir diğerinin dinlenmesi. Yonnuglaşa kazarız. Yömeç * : Yan taraf. Gel hele yömecime ! ? Yöreb : Yokuş. Yörebine : Yokuş yukarı olan. Yuka : Sığ. Yuka ekmek : Sacda pişirilmiş yufka ekmeği. Yukacık * : Derinliği çok az olan. Yukacık oolum gel sende yıkan. Yukarıande * : Yukarı tarafta. Yumag, Yumak : Hamur yumağı. Yumag, Yumak : Yıkamak. Yumuş buyurmak : Emir buyurmak, iş buyurmak. Bir yumuş mu buyurdunuz? Yunmak : Yıkanmak. Daha bayak yundum, ari sili oldum. Yûŋ : Yün. (ŋ:ng) Yüglüg, Yüklük : Üzerine zahire konan ahşap sedir. Yülemek : Bilemek. Yülümek : Jilet, bıçak ile tüy veya kılın kazınması. Yüzleme * : Mostralık. Fasülye çuvallarının en üstüne, ürün iyi gözüksün diye yüzlemelik iri ve güzel fasulyeleri koyardık. Yüzyapışgan : Bukelemun. Z
Zağza * : Dökümlü zengin duran. Yeni perdeleriniz çok güzel, zağza duruyor. Zahter : Kekik. Zamzalak (Melia azadirachta): Boyu 5-6 metreyi bulan, dış kabuğu kahverengi, çakıldak gibi acı meyve tutan bir ağaç. Yetiştiği alanlar Doğu Hindistan, Pakistan ve Payas. Çiçekleri kozmetikte kullanılır. Zar bülbülü : ? Zarpadan düşmek : Asılı ağır bir şeyin aniden düşmesi. Zarp biraz darp’a benziyor, arapçada dad harfi bazı yörelerde za gibi okunur. Zehmeri : Kışın en soğuk ayları. Zembil : Bant lastiği malzemesinden yapılan sepet. Genelde mal gübresi (zibil) taşımada kullanılır. Zeroş : Sarhoş. Zıbıldak : Ergenlik ve biraz üstü çağlarında olan, bağrıyanık, biraz ipsiz sapsız,vurdumduymaz, nerde akşam orda sabah yaşayan ve genelde kız vermekte tercih edilmeyen delikanlılara denilir. Zıkım : Zakkumun zehiri. Zıkımın kökünü ye. Zıllıkmak * : Oyun bozarak mızıkçılık yapan, mızmızlanan. Zınarma, Zıŋarma: Yere yatıp belenerek zırlamak. (ŋ:ng) Zıng : Kötü söz. Zır * : Bilye oyununda iki bilye arasını karışlarken, parmak uçlarının bir bilyeye dokunup diğerine dokunup dokunmadığının belli olmama hali. Öte yüzlüler sır der. Zırbıt gimi * : Çok ağır. Zıypag, Zıypak : Çok kaygan, üzerine basılınca kayıp düşülecek derecede kaygan olan. Deredeki yosun tutmuş taşların üzeri zıypaktır. Dikkat et o daşların üstü zıypak ha! Zıypmag, Zıypmak : Bir şeyin üzerine basarak aniden düşmek. Zibidi : Gıcık, aykırı davranışlı ve aykırı giyim tarzlı erkek. Zibil : Mal gübresi. Zibil gimi, Zibil gibi : Çok ama değersiz anlamında. Çin’de insan zibil. Zifirli * : Bol etli. Çorbanın içi zifirli olsun. Ziftelemek * : Bir yeri dağınık hale getirmek. Zillenmek, Zillemek : Tohumun filizlenmesi, çimlenmesi Zine bideri (zina bideri) * : Hayat kadınından doğmuş çocuk, genelde birilerine çok fazla kızıldığında ondan bahsederken hakaret amaçlı kullanılır. Ziraat dikeni * : Akasya. Portakal bahçelerinin kenarına dikilir. Zirzop : Delişmen, aklına eseni yapan. Ziv ziv gezmek : Boş boş amaçsızca gezmek. Şuna bak! Sabahdan aşamaça aynı it gimi ziv ziv geziyor. Zoldurzop : Birden bire, aniden. Zom zom * : Yöresel yaz yağmuru. Payas’ta yazın denizden esen meltem Türkiye’de kuzey-güney istikametinde uzanan tek dağ olan Amanosların yamaçlarında yoğun nem ve buhar olarak birikir, öyle ki bazı yıllarda güneş aylarca gözükmez. Biriken nem, gece havanın soğuması ile yağmur olarak yağar, bu yağmura zom zom denir. Zom zom genelde 10-15 dakika sürer. Bazen saatlerce sürer. Gece damda hanımı ile beyi yatıyor ve yağmur başlıyor. – Herif yağmur yağıyor. – Zom zomdur zom zom yat uyu. – Herif hala yağıyor. – Zom zomdur zom zom hindi geçer. Yağmur birden şarr diye bastırınca, hanımı; – Buda mı zom zom, demiş. Zopcuk : Yeni yetme delikanlı. Zopzekir * : Düşünce ve davranışlarının ciddiye alınması bile düşünülmeyen yaramaz insan. Zorsunmak : Erinmek, üşenmek, birşeyi yapmayı gözü kesmemek, o işe niyeti olmamak. NOT : %100 Payas kelimeleri * işareti ile belirtilmiştir. Derleyen : Münir YAHŞİ (Payas-HATAY) E-mail : mnr63@mynet.com
|
Son yazılarım• YENİ KELİMELER• SÖZLÜK A • SÖZLÜK B • SÖZLÜK C • SÖZLÜK ÇD • SÖZLÜK EF • SÖZLÜK G • SÖZLÜK H I • SÖZLÜK İJKL • SÖZLÜK MNO • SÖZLÜK ÖPR • SÖZLÜK SŞ • SÖZLÜK TUÜ • SÖZLÜK VYZ • PAYAS RESİMLERİ • PAYAS RESİMLERİ 2 • DEYİMLER Tekerlemeler • PAYAS İSMİ • SKEÇLER • PAYAS'IN KUŞLARI KategorilerArkadaşlarım• Blogcu Yardım |
|